Kadim Bursa Şehri Tarihi

0
(Fotoğraf: bursadabirgun.com)

Burhan Kurtulmuş/ Uludağ Üniversitesi Sanat Tarihi Topluluğu Başkanı

Bursa, denizden 2530 Frenk arşını yüksekliğinde, Keşiş Dağı’nın eteklerinde lodos rüzgârının okşayıp yağmurla suladığı, yemyeşil bol akarsulu adeta tepelerle çevrilmiş, bir tepsi gibi düz ve verimli topraklardan ibaret bir şehirdir.

Bursa, tarihin ilk çağlarından beri insanlığa ev sahipliği yapıyor. Aktoprak Höyük gibi bugün arkeopark haline getirilen höyüklerin dışında, Bursa çevresinde de bu kadim şehrin kalıntıları mevcuttur.

Bursa’nın çeşitli yerlerinden çıkarılan tarih öncesine ait yaşam kanıtı niteliği taşıyan mamut kalıntıları Reşat Oyal Kültür Parkı içinde bulunan Arkeololoji müzesinde sergilenmektedir.

Tiniler, bazı eski efsanelerin de dillendirdiği gibi Nuh Peygamberin gemisinin karaya oturmasıyla, Dünyaya yayılan soyun bir koludur. Tiniler bu coğrafyanın en eski sahibi olarak tarihte yerini alır. Bursa bir dönem Mısır egemenliğini de görmüştür. Bunu 2.Ramses’in Tuna boylarına kadar taşıdığı ordularının mola yeri olmasından anlıyoruz. Bursa Truvalılar için de uzun zaman yaşam mekânı oldu. M.Ö.595 yılına kadar Lidyalılar da bu yeşil şehirde muhip kaldı. Uzun süren bir Pers zapturaptı yaşayan Bitinya (Bursa), İskender’in nalları altında kalınca, generalleri tarafından bölüşüldü. İznik Bursa’nın uzunca zaman merkez yerleşimi oldu. General Antigon’un adını alan İznik, İpsos Savaşı sonrasında aşina olduğumuz Nikea ismini, General Lysimakhos’un emriyle aldı. 2.Prusias döneminde Romalılara yenilen Kartacalı Genaral Hanibal, Bitinya’ya sığındıktan sonra Olimp Dağı eteğine inşa edilen şehre oldukça yüklü bağışlarda bulundu. Hanibal bağışları ile inşa edilen bu şehir, M.Ö.190 yılında Bursa’nın kuruluşuna denk düşmekte. Tarihi boyunca hiçbir kavmi sırtında taşımayan Marmara’nın kadim ovası Bursa, M.S.237 yılında İskitlerden nasibini almış, yakılmış, yıkılmıştır. Roma idaresinde nice kervanların geçtiği, nice sanatkârın alışveriş yaptığı çarşıların bir hatırası, bugünkü arkeoloji müzesinde bulunan madeni paralardır. Bursa esas olarak 514 yılında parlamaya başlamıştı ancak; Roma’nın ikiye bölündüğü 395 yılı bu ilerlemenin öncülü olarak kabul edildi. Roma yönetimini kabullenemeyen halk, İran Şahı Hüsrem Perhiz ile buluştu. Muaviye döneminde başlayan Bizans akınlarına katılan binlerce Arap atının altında çiğnenen Bursa, kısa süre sonra Bizans şövalyeleri’nin idaresinde, tarihte yaşayacağı türlü merhaleleri beklemeye başlamıştı.

Bursa’nın vizyonlu bir beyliğin hedefinde olması kaderini de değişmesini beraberinde getirdi. Ertuğrul bey oğlu Osmangazi’nin devlet kurma çabası ve oğlu Orhangazi’nin de çeşitli diplomatik ilişkileri; askeri başarılarıyla beraber imar faaliyetleri, Bursa’nın dur durak bilmeyen büyümesinin mihenk taşları oldu. Bugün de şehrin merkezinde bulunan Orhangazi Külliyesi kısmî olarak ayaktadır. Yapının hemen doğusunda kalan tarihi belediye binasının altında Orhangazi İmaretinin temelleri bulunmaktadır. Cami bir anlamda Bursa’nın devlet binasıdır. Orhan camii içinde birçok devlet işlerinin görüldüğü son cemaat yerinin ise, yazları sıbyan mektebi olarak kullanıldığı özel binadır. Bursa’nın hanlar bölgesi esas olarak Osmanlı’nın kuruluş yıllarında gelişmiştir. Bursa Kalesinin dışında bir aşağı kale de Bezzazistan, yani Bedesten çarşısını korumak için imar edilmiştir. Bugün bu surlara dair bir ize rastlanmaz. Eski sur ise tamir edilmiş olarak hâlâ ayaktadır. Tophanede bulunan, Osmanlı Devleti’nin ilk iki lideri Osmangazi ve Orhangazi’nin gömülü olduğu türbeler, depremlerde zarar görmüş daha sonra restore edilmiştir. Orhangazi Türbesinde dolaşanlar başlarını bu derin tarihin önünde eğdiğinde, yerdeki manastır mozaikleri ile karşılaşacaktır. Osmangazi Türbesinin müstesna sandukası daha sonraki yıllarda, Yunan işgalinde hüzünlü bir yara alacaktır.

Şehrin, surların dışına taşınması için gayret gösteren beylerin çabası sonuçsuz kalmamıştır. Çekirge muhitinde Murat Hüdavendigar külliyesi, semte adını veren Yeşil ve Emirsultan yapı kompleksleri, Yıldırım Külliyesi ve Uludağ’ın eteklerine kurulan onlarca dergâh, asitane, tekke şehrin esas iskeletidir. Timur’un Ankara savaşında mağlup ettiği Yıldırım Bayezid’in danışmanı konumunda, önde gelen isimlerin yaşam mekânı olan onlarca yapı bugün hâlâ ayaktadır.

Bedrettin ve Hü Kemal isyanları ile beraber çelebilerin farklı sancaklarda hükümdarlık ilan ettiği, fetret devri sonucunda, abidevi bir eserin adeta devlet otoritesini perçinlemesi için yapım emri verildi. En ince yerlerinin dahi gümüş kakmalar ile süslendiği Yeşil Cami Osmanlının ilk mermer abidesi unvanını taşıyor. Bu cami ve türbenin özgün çinilerinin daha iyisi hâlâ yapılamadı. Bugün Ordu evi olan yerde Bey Sarayı’nın kalıntıları bulunmaktadır. Karşısındaki Şehadet Camii oldukça büyük durumdayken deprem sonrası mali yetersizlikten 3/1 kısmı ayağa kaldırılmıştır. Diğer bir saray kalıntısı ise Bursa Devlet Hastanesi karşısı Haşim İşcan parkı karşısındadır. Osmanlı hanedan mezarlığı halini alan Muradiye de bu hattın devamındadır. Bu güzergâh Osmanlının ipek fabrikaları, sonrasında eski Fransız Okulu, Bahri Baba Türbesi, Demirkapı Kilisesi, Uluumay Müzesi ve Hüsnü Züber evi olarak devam eder.

Ulu Cami bu şehrin en derin mânâlı eseri oldu. İslam alemi için beşinci mertebe olan camii hala iç mekân bakımından en büyük cami kabul ediliyor. Cami esasen bir yapı kompleksi olarak planlandı. Bugün abidevi taç kapının karşısında bulunan gümüşçüler çarşısı olarak kullanılan Şengül Hamamı hâlâ ayaktadır. Hristiyanlık için de oldukça önemli olan Bursa, başkent özelliğini kaybettikten sonra da, ticaret yolunda bulunduğu için önemini korudu. Bursa Birinci Dünya Savaşı’nda deyim yerindeyse kurşun atmadan Yunan ordusuna teslim oldu. İstanbul gazetelerinin şehirdeki algıyı yönlendirmesi, direniş çabalarını boşa çıkardı. Bursa bu teslimiyeti vicdanları kanatacak bir sahneyle ödedi. Yunan komutanın Osman Bey’in kabrine sıktığı kurşun yıllar sonra yenileme sırasında sandukaya saplanmış olarak ortaya çıktı. Dikkatlice bakarsanız bir imparatorluğun kalbine sıkılan kurşun izini hâlâ görebilirsiniz. Türbenin yanında dizili şehitlik bu işgalde can veren bir grup vatanseverin mertçe direnişinin simgesidir. İşgal sırasında ise şehrin merkezi daha çok Setbaşı civarındaki işbirlikçilerin konakları olmuştur. Cumhuriyetin kuruluşu ile Mecidiye Caddesi, Cumhuriyet Caddesi olmuştur. Şehrin merkezi, modern devlet binalarının Atatürk Heykeli etrafında düzen aldığı ve sonradan ağaçlandırılan Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu önü olmuştur. Heykel’in üst sokaklarında ise bugün faaliyet gösteren Fransız Kilisesi bulunur. Tarihi Kiliseler Gemlik, Trilye ve İznik’te bulunur. Uludağ’da bulunan tapınaklar ise Osmanlı’dan önce terkedilmiştir. Şehir merkezindeki Arapşükrü meyhane sokağının sembolü havra dahil gayrimüslim ibadethaneleri, geç dönem yapılardır.

Tarihi Bursa Nutku (Bursa Olayları) sırasında gerçekleşen olaylar da hâlâ Heykel’de bulunan Hükümet Konağı önünde gerçekleşmiştir. Nutuk ise bugün Çekirge yolunda olan Çelik Palas Otel’in bahçesindeki mütevazi köşkte okunmuştur. Karagöz ve Hacivat’ın anıt mezarı ve AB başvurusunda dikilen Zeytin Ağacı da bu yol üzerindedir. Ayrıca Orman Müzesi, Karagöz Evi ve Mevlid-i Şerif yazarı Süleyman Çelebi kabri de bu hat üzerine sıralanmıştır.

Bursa, unvanını doğal durumundan almıştır. Keşiş Dağı, Olimp, Olimpos gibi isimlerle anılan bu büyük dağ, Cumhuriyet döneminde resmi olarak Uludağ olarak isimlendirilmiştir. Üftade Hazretleri de tıpkı keşişler gibi ibadethanesini dağın enerji yoğunluğu bulunan bölgesine yerleştirmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde tarif edilen birçok keşiş tapınağı doğaya yenik düşmüştür. Kadıyayla, Sarıalan ve Oteller Bölgesi ile üç kademeli bir teleferik hattı şehrin uğultusunu duymak isteyenler için hoş bir anı yaşatmaya hazırdır. Teleferiğe binmeden önce apartmanların arasında kalmış ve Bursalıların bihaber olduğu Fransız Mezarlığını ziyaret edebilir zerrece hasar görmemiş ve okunur bu haçlı mezar taşlarını inceleyebilirsiniz.

yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7 - Kadim Bursa Şehri Tarihi

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu girin
İsminizi buraya girin